Ali Çeliker

ZİYARETTEN EDİNİMLER…!

Ali Çeliker

Hafta içerisinde, bir vesile ile Kayserispor Teknik Direktörü Sayın

Hikmet Karaman Hocayı ziyaret etmiş bulunmaktayım. Ziyaret sebebi aslında

yapmış olduğum bir işin gereği idi. Öncelikle Hikmet Karaman Hoca’ya,

göstermiş olduğu nazik misafirperverliğinden dolayı çok teşekkür eder,

başarılarının devamı ile başarılarının dalında ulaşabileceği en yüksek zirveye

ulaşmasını canı gönülden dilerim.

Öncelikle, kendisinin makamında bulunan masa ve sehpaların üzerin çeşitli notlar, şekiller, çizimler… İçeri giren bir kişi

bunların arasında kaybolur. Belli ki, muazzam bir emek var. Günlük 10-12 saatlik bir çalışmadan bahsetti... Tek derdi vardı;

Kayserisporun hakettiği en üst sıralarda yer alması…ve bunun için de herşeyini ortaya koymuş… Belki, ben camia dışından

olduğum içindir ki, gözümde büyütmüş olabilirim. Ama bir gerçek var ki, çok iyi niyetli ve çok kararlı…

Bu emeğin izlenmesi sırasında, Hoca öyle şeyler söyledi ve gösterdi ki, üzülmemek, Kayseri’nin 20 yıldır havasını

teneffüs eden birisi olarak utanmamak mümkün değildi.

Şöyle ki, monitörünü bir açtığında, yaşları 7 den 70 e varan insanlar, bir maç kaybedildiğinde, sosyal medyadan ağız

dolusu, akla gelmeyecek küfürler, ama ne küfürler… Hocanın söylediği;’’ Maç sırasında gol yeriz, o anki refleksle haydi küfür

ediyorsun, bunu bir nebze anlarım. (Bana göre medeni bir insan, o durumda da asla küfür etmez, etmemeli,.) Maçtan sonra,

günlerce sosyal medyadan küfür etmek de ne oluyor, bizim de bir hayatımız var, bir çevremiz var! Dünyanın en kötü sonucunu

siz alsanız, size bu küfürler edilse ne hissedersiniz?’’ diye, özetle taraftarına soruyor. Empati kurulmasını istiyor..

O anda yıllar önceki bir anım aklıma geldi, onu paylaştım hocayla, sitemli bir şekilde gülümsedi. O anımda Şu idi; ‘’

Yıllar önce bir maça gitmiştim. Etrafımdaki tüm insanlar; Futbolcuya ismi söylenerek, hocaya, hakeme ve karşı tarafın Klübünün

ismi belirtilerek edilen sinkaflı küfürler…Ama ne küfürler… Maçtan sonra eve gittiğimde eşimin yüzüne bakarken yüzümün

kızardığını hatırlıyorum.. Spor buysa, eğlence bu ise, lanet olsun bu spora, lanet olsun bu eğlenceye..Ve o gün bugün, milli

maçlar dışında hiçbir maça gitmişliğim yoktur!

Belirtmeliyim ki, Küfür; tam anlamında kültür dağarcığında bir şeyi olmayan, oldukça cahil, emeksizce elde edilen

parayı cebine koymuş, kendini bilmez insanlara has bir durumdur. Onlar ki, sıkıştıklarında küfüre-kavgaya başvururlar. Çünki,

dağarcıklarında kendilerini ifade edecek, karşı tarafı ikna edecek bir kelimeleri yoktur. Bomboşturlar. Karşısındakinin emeğini

göremezler, çünki kördürler!

Evet, o maçta başarısız olunabilir, bir şeyler ters gitmiş olabilir; Neden? Hangi insan başarısız olmak ister ki? Hocanın

elindeki malzeme nedir? Müsabakalar da, iki takım ya da iki kişiden birisinin galipken birisinin yenilmesi doğal değil mi?

Eksikler nedir? Diye sorgulanıp, ona göre çözümler üretilmesi gerekmez mi? Yapılan olumsuz davranışların motivasyonu

olumsuz etkileyeceği, işleri daha da kötüye götüreceği düşünülmez mi? Unutulmamalıdır ki, aşçının eline arpa ununu verip de,

ondan buğday unu kıvamında bir helva yapması beklenemez! Aşçıya hangi malzeme vermişsen, ondan o malzemeye uygun

yemek yersin!

Demem o ki, bu tür işler de Almanları örnek alıp, süre sonuna kadar sabırla beklemek gerek, baktın olmuyor, yollarını

ayırırsın! Süre sonunu beklemeden de yollarını ayırırsın! Hem de helalleşerek.. Ama küfür de neyin nesi? Hem de Mail hesabını

bile ‘’38’’ rakamı ile şekillendiren, Kayseriye hayranlığı her haliyle anlaşılan bir hocaya karşı.. Ayıptır, günahtır, biraz edep

yahu!

İnsanım diyenlere sözün özü o dur ki; Birisine bir tokat vururken, o tokatı önce kendimizde hissedebilirsek, birisine

küfür ederken, kendi anamızı, bacımızı hatırlayabilirsek insanızdır. Aksi takdirde, insan görünümlü bir varlıktan öteye gitmez

insanlığımız…

Küfürsüz, kavgasız, sevgi-saygı ile yoğrulmuş, EMPATİ ‘nin daima hatırda tutulduğu nice günlerimiz, yıllarımız olsun

inşallah.

Yazarın Diğer Yazıları